Uzaklardaki Ben




Tamam. Başlayalım.

Aslında buna nasıl başlayacağımı ben de tam olarak bilmiyorum. Daha önce içsel duygularımı terapistim dışında hiç kimseyle paylaşmadım. Peki, neden şimdi? Diyorum ki: Neden olmasın?

Son birkaç yıl zordu. İnanıyorum ki herkes için öyleydi. Şimdi 29 yaşındayım, çok yakında 30 olacağım. Yaşlandığım için mutluyum; insanın gerçekten yaşlandığını fark etmesi garip bir his. Kendimin bu daha yaşlı versiyonunu daha çok seviyorum. Bu yüzden minnettarım.

Ayrıca, daha önce de belirttiğim gibi, son birkaç yıl zordu; ama kendime şunu da soruyorum: ‘Zor’ olan tam olarak nedir? Sadece bir his mi, bir durum mu, yoksa başka bir şey mi? Belki siz bana bir açıklama yapabilirsiniz.

Bu arada, ben kimse değilim bu yüzden geçmiş hikayemi anlatıp kimseyi yormayacağım. Ancak duygularımı ve dünya hakkında fark ettiğim şeyleri paylaşmak istiyorum. Örneğin, son zamanlarda başka bir ülkeye taşınmaya çalışıyorum. Eşim Belaruslu ve belirli bir süreçlerden geçmem gerekiyor.

Hayatımda daha önce, çoğunlukla eğitimim için birkaç kez taşınmıştım. Bu, eğitim dışında taşınmaya çalıştığım ilk sefer. Ülkelerin kendileri hakkında iyi ya da kötü bir şey söylemek istemiyorum; çünkü fikirler kişiseldir ve herkesi kendi senaryosuna göre farklı sonuçlar gösterir. Fakat bu seferki süreç bana gerçekten ağır duygular ve zor zamanlar yaşattı. Belki eğitim değil de evlilik olması, belki de ülkenin kendisi, bilmiyorum. Süreç boyunca birçok iniş çıkış yaşadım.

Hayattan veya kendimden asla çok büyük dileklerim ya da beklentilerim olmadı. Sadece keşfetmeyi ve kendimle vakit geçirmeyi gerçekten, ama gerçekten çok seviyorum. Dünyanın mükemmel olmadığını biliyorum, ben de öyle değilim. Fakat bazen bazı durumları veya sistemleri anlamakta gerçekten zorlanıyorum (zamanla bunlara örnekler vereceğim).

Yani, bu sadece bir başlangıç. Umarım yakında geri dönerim. Dünyayı ve bu yolculukta kendimi keşfederken yanımda olduğunuz için teşekkürler.